Üç Önemli Komutanın Aniden Görevden Alınma Sebepleri Hep Aynı Devletin İçinde Birileri Öyle Bir ŞEY Yapıyor Ki Kafalarımız Karışıyor!.. Muhsin AKIL

0
234

Muhsin AKIL

15 Temmuz 2016 Darbe Teşebbüsü sonrası geçen 4 yıl içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hiç beklenmedik bir anda üç önemli ismin aniden görevden alınması ile birlikte başlayan tartışmalar üzerine biz de bu konuda derinlemesine bir araştırma yaparak bir sonuca varmak istedik!

Sizler de çok iyi biliyorsunuz iki bahsettiğimiz üç isimden birisi Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı, diğeri Orgeneral İsmail Metin Temel ve üçüncüsü de kısa bir süre önce görevinden alınan Tümamiral Cihat Yaycı’dır.

İşte bu üç generalin aniden görevden alınmalarının TSK’da, devletin içinde, medyada ve toplumdaki yankıları üzerine ortaya atılan iddialar, çok ilginç, çarpıcı yorum ve tahminler sonucunda ister-istemez bizde de bir şüphe oluştu ve bu olayların perde arkasını araştırmaya başladık.

Her üç generalin de önemli ve aktif görevde bulunmaları çok önemliydi! Her üçünün benzer özellikleri vardı! Her üçünün de görevden alınmalarının sebebi/gerekçesi hemen hemen aynı gibi!

Sözkonusu bu üç önemli generalimizin görevden alınmalarının gerekçe ve sebeplerine geçmeden önce onların özgeçmişi/biyografisi ve yapmış oldukları kritik görevlerdeki başarıları okuyucularımız için çok önemli olsa gerek…

İsterseniz önce bir süre Özel Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulunmuş Zekai Aksakallı ile başlayalım. Korgeneral Zekai Aksakallı, 1962 yılında Erzurum doğumlu, 1984 yılından bu yana TSK içinde aktif görevde, 2009 yılında YAŞ kararı ile Tuğgeneral rütbesine ve 2013 yılında da yine YAŞ kararı ile Tümgeneral rütbesi alarak Özel Kuvvetler Komutanlığına getirilmiştir. 28 Temmuz 2016 tarihinde de YAŞ toplantısının almış olduğu karar üzerine 15 Temmuz darbesinde göstermiş olduğu mücadele üzerine de Korgeneral rütbesine terfi ettirilmiştir. Evli, 2 çocuk babası ve İngilizce bilmektedir. 1984 yılından bu yana askerlik yaşamı aktif olarak devam etmektedir. 24 Ağustos 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Operasyonu komutanlığı yapmıştır.

Ve aniden Özel Kuvvetler Komutanlığı görevinden alınarak 20 Ağustos 2017 tarihinde 2. Kolordu komutanı olarak atanması üzerine tartışmalar başlamıştır. Korgeneral Zekai Aksakallı’nın dikkati çeken önemli özelliği 15 Temmuz Darbesi’ndeki olağanüstü mücadelesi ve Fırat Kalkanı Operasyonu komutanlığı yapmasıdır.

Şimdi de benzer bir şekilde 2. Ordu komutanlığı yaparken aniden görevden alınan Orgeneral İsmail Metin Temel’in özgeçmişi/biyografisi… 1958  Bayburt doğumlu olan İsmail Metin Temel Paşa Van Asayiş Komutanı iken 15 Temmuz Darbe Girişim sırasında vekaleten 2. Ordu Komutanlığı’na atandıktan sonra 27 Temmuz 2016 yılında da 2. Ordu Komutanı oldu. Fırat Kalkanı ve Afrin Operasyonlarında üstün başarılar gösterdi. Hatta Afrin Operasyonu’nu yöneten komutandı. Aynı zamanda Zeytin Dalı operasyonunu da yönetmiştir. 15 Temmuz FETÖ darbesine karşı olağanüstü vermiş olduğu mücadele neticesinde Fetöcülerin ölüm listesinin başında olan birisi olarak büyük bir suikast de atlatmıştır.

2. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Metin Temel, Cumhurbaşkanlığı kararıyla aniden görevinden alınarak Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı’na atanmıştır. Bu ani görevden alınması gündeme oturmuş ve büyük tartışmalara sebep olmuştur.

Şimdi de aynen Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı ve 2. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Metin Temel gibi aniden görevden alınan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın aniden görevden alındı!.. Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınması gündeme bomba gibi düşmesi ve tartışmalara neden olmasının sebepleri elbet ki bizlerde bir hayli merak ettik.

Fakat önce Tümamiral Cihat Yaycı’yı yakından tanıyalım. Evet, kimdi Tümamiral Cihat Yaycı Deniz Kuvvetleri içindeki FETÖ’cülerin tesibiti/deşifresi için oluşturulan FETÖMETRE’nin mucudi/mimarıydı. Sadece FETÖMETRE mi?! Aynı zamanda bugün Türkiye-Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Anlaşması’nın da mimarıdır. Öte yandan FETÖ’cülerin hedefinde bir komutan olduğunu da hatırlatmak isteriz.  Yani, FETÖ’nün öldürmek istedikleri bir komutan! Oysaki Tümamiral Cihat Yaycı’nın FETÖ’cü olarak tespit ettiği en yakınına bile acımadığını çok iyi biliyoruz!

Tümamiral Cahit Yaycı 1966 Elazığ doğumludur. 1984 Deniz Lisesi, 1988 Deniz Harp Akademisinden mezun oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının çeşitli gemilerinde önemli görevlerde bulunmuştur.  2003 yılında da Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu. 30 Ağustos 2012 tarihin de de Tuğamiralliğe terfi ettirildi. 2012-2014 yılları arasında Moskova Silahlı Kuvvetler Ataşesi, 29 Temmuz 2016 tarihinde Tümamiralliğe getirildi, 2016-2017 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı görevini üstlendi. 20 Ağustos 2017 tarihinden itibaren Dz.K.K.lığı Kurmay Başkanı görevine atandı. Evli, bir çocuk babasıdır. İngilizce ve Rusça bilmektedir.

Tümamiral Cihat Yaycı en önemli özelliklerinden birisi de çok iyi bir araştırmacı yazar olmasıdır. Şu ana kadar yayınlanan kitapları:  Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla, Doğu Akdeniz’in Paylaşım Mücadelesi ve Türkiye, Orta Doğu’nun Önemi ve Irak’ta Yaşanan Savaşlar (1990 – 2003), Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge(MEB) Kavramı, Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur.

Tümamiral Cihat Yaycı’nın Libya ile ilgilenmesi, Libya’yı önemsemesi ve Libya-Türkiye arasındaki deniz komşuluğunu ön plâna çıkartan kitabı olan “Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur” Türkiye-Libya arasında imzalanan Deniz Anlaşması’nı da doğurmuştur.

Tümamiral Cihat Yaycı’nın özgeçmişi de başarılarla doludur. Bilhassa FETÖ mücadelesindeki FETÖMETRE’nin mimarı olması ve Türkiye-Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Anlaşması da bir o kadar önemlidir. Bilhassa MAVİ VATAN projesi nasıl da tuttu.

İşte böylesi bir projenin de mimarı olarak gösterebiliriz Tümamiral Cihat Yaycı İşte böylesi hayatı başarılarla dolu ve en kritik günlerde önemli çalışmaların altına imza atmış bir Tümamiral’in aniden görevden alınması ister-istemez kafalarda büyük bir soru işareti bırakmıştır. O yüzden de hala tartışılmaktadır.

Basına yansıdığı kadar görevden alınması bir ihaleye isminin karışması olarak gösteriliyor. Fakat bizce asıl sebebi bunun da çok dışında daha derinlerde aramalıyız derim. FETÖ parmağı olabilir veya olamaz diye kesin bir karar veremeyiz. Biz çok dolaylı bir FETÖ parmağı olabilir şüphesi taşıyoruz! Ya da askeri hiyerarşi de hizmetleriyle, başarılarıyla öne çıkan komutanların vermiş olduğu rahatsızlıktan dolayı da görevden alınabilir diyoruz. Biz ne dersek diyelim görevden alınma sebebi bahsedilen ihalede olarak gösteriliyor.

İşte böylesi bir komutanın aniden görevden alınması sonucunda başlayan tartışmışlar bizim de dikkatimizi çekmişti. Hatta bu tartışmalar arasında acaba FETÖ parmağı mı var diyenlerden tutunda başarılarıyla, kitaplarıyla, önemli icraatlarıyla öne çıkması sonucunda askeri hiyerarşide rahatsızlık mı yarattı da bu yüzden mi görevden alındı diyenlere kadar… Ve asıl önemlisi de bu işin altında şu andaki Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın parmağı mı var bile diyenler oldu.

Ne ilginçtir ki birbirlerine benzer bir şekilde görevden alınan üç komutanında akıbeti hemen hemen aynı! Üçü de hem TSK içinde hem de halk içinde çok seviliyordu. Üçü de görevlerinin başında çok önemli operasyonların altına imza atmış komutanlardı. Her üçü de sadece Türkiye’de değil dünyada tanınmış isimlerdi. Her üç komutanda Türkiye’de halk tarafından sevilip-sayılan popüler isimlerdi. Üçünün de benzer bir şekilde görevden alınmaları tesadüf olabilir miydi?!

Biz bu üç komutanın (Aksakallı, Temel ve Yaycı paşaların) neden görevden alındı diye bir sorgulama hakkımız elbet ki yok. Yani, bu konuda (bazılarının ve bazı kesimlerin yaptığı gibi) devlet erkanını suçlayamayız. Mutlaka haklı mutlak bir gerekçeleri vardır diyoruz. Belki de bizim de bilmediğimiz çok daha başka sebepleri de olabilir. Bu konuda devletin almış olduğu kararlara saygılıyız.

Fakat yine de bir vatandaş olarak, bir araştırmacı-gazeteci olarak elbet ki araştırmaya hakkımız vardır. Zaten biz de bunu yapıyoruz. Maalesef böylesi başarılı komutanların aniden görevden alınmaları ister-istemez neden görevden alındıkları konusunda akla onlarca şüphe getiriyordu. Bu şüphe bizde de oluşmuştu ki o yüzden böyle bir yazı yazmak zorunda kaldık.

Şayet sadece Zekai Aksakallı Paşa, sadece İsmail Metin Temel Paşa ve Sadece Tümamiral Cihat Yaycı Paşa görevden alınması olsaydı belki herhangi bir şüpheye gerek duymazdık. Fakat her üçünün de alınma şekli ve alınma gerekçesi öylesine birbirine benziyor ki!.. Her üçünün de Türkiye’de önemli operasyonların ve büyük başarılarının altına imza atmaları, her üçünün de hem Türkiye’de hem de yurt dışında dikkat çekecek kadar tanınması sonucunda hedef olmaları ister-istemez bizleri de bir hayli etkilemiştir. Ve Türkiye’de ‘Ne oluyor?!’ sorusunu sormak zorunda kaldık!..

Bizce bu üç başarılı komutanın da benzer bir şekilde görevden alınmalarının asıl gerekçelerinin ortaya çıkartılması için araştırılması gerekiyor! Üçü de tanınan/bilinen, üçü de sevilen, güven veren, üçü de efsaneleşmiş komutanlar arasına giren çok mu çok önemli askerlerimizin sarsılan itibarlarının, sarsılan onurlarının ve yıpranan psikolojilerinin bir an önce düzeltilmesini istiyoruz.

Evet, ne oluyor diye soruyoruz?! Bu insanların yetişmesi öyle kolay olmadı. Bu komutanların da bir onuru/gururu, şerefi/haysiyeti var!..

Türkiye’nin onuru, medar-ı iftiharı olmuş, başarılı, efsaneleşmiş bu tür komutanların görevden alınırken onurları, şerefleri ve haysiyetleri korunmalıydı…

Devlet olarak kötü bir alışkanlığımız var: Her nedense bir anda kahramanlaştırıyoruz ve bir anda yerin dibine geçiriyoruz! İşte biz de böylesi bir huy edinmenin derinliğinde ne var diye soruyoruz! Bu komutanlar mademki bu denli kahramanlardı o halde neden aniden görevlerinden alındı?! Bu komutanları basit/sıradan sebeplerden bahanesiyle görevden alacaktınız o halde neden kahramanlaştırdınız?!

Gerçi biz bu konuda bir sonuca vardık! Bu hususlarla ilgili yapılan açıklamaları da pek umursamıyoruz. Ve biz diyoruz ki bu üç komutanın başarısı, isimlerinin öne çıkması ve kahramanlıkları BİRİLERİNİ rahatsız etti!

İşte o BİRİLERİ kim?! Ki o BİRİLERİ bu üç başarılı kahramanın itibarsızlaşması için raporlar hazırlatarak gerekli mercileri harekete geçirip görevlerinden alınmasını sağladı. Zaten bu üç komutanın da takibe alındıklarından şüphemiz yok. Özeli, geneli, görevleri hususunda mutlaka çok yakın bir takip vardı. Mutlaka görevden alınmaları için bir sebep bulunacaktı. Ve öyle de yaptılar. Başardılar da…

Asıl bizim korkumuz, bundan sonra böylesi kahramanlık gösterecek, böylesi başarıların altına imza atacak, vatanı, milleti, ülkesi için gözünü budaktan esirgemeden kelle-koltukta mücadele verecek YENİ KOMUTANLARIN önü de daha şimdiden tıkanıyordu! Çünkü bu görevden alınan değerli komutanlar onlar için bir emsal olma korkusu olacaktı! Yani, TSK içinde Aksakallı Paşa gibi, Temel Paşa gibi, Yaycı Paşa gibi çalışkan, azimli, gözünü budaktan esirgemeyen komutanlar varsa şayet artık onların da hevesi kursağında kalıyor ve onların önüne set çekiliyordu. Onların azimleri şimdiden kırılıyordu. Geçmişte bu ülkenin kahraman komutanları basit sudan sebeplerle aniden görevlerinden alınıyorsa peki onlar gibi özellikleri olan yeni/genç komutanların azimlerinin, çalışkanlıklarının, başarılarının önü daha şimdiden kesiliyordu. Onların üzerinde daha şimdiden bir psikolojik korku oluşturuluyordu. Maalesef kaş yapacağız derken göz çıkarttıklarının bilinci içinde miydiler?!

Kimse bu yazımızdan dolayı öküz altından buzağı aramasın!.. Biz bu konuda (ve bu yazımızla) ne Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı ne de hükümeti, TSK’yı  ne de Genel Kurmay Başkanlığını, ne Milli Savunma Bakanlığı’nı ne de Hulusi Akar’ı suçlamıyoruz. Biz diyoruz ki bir yerlerde bir şeyler oluyor! İşte elbirlik edip o şeyi bulalım! Biz diyoruz ki ya devletin en tepesinde, ya TSK içinde, ya Genelkurmay içinde, ya Milli Savunma Bakanlığı içinde bir tuhaflık, bir gariplik ve çelişki var!.. Ya da T.C devletinin, TSK’nin içinden çıkan başarılı, değerli, mücadeleci komutanlardan rahatsız olan BİRİLERİ var diyoruz! Bu BİRİLERİ kimse o ortaya çıkarılsın. Şayet böyle BİRİLERİ yoksa o zaman da bu kanıtlansın…

Ya da şayet yanılan biz isek, duygusal/hissi ve önyargılı davranıyorsak o halde bizi ikna etsinler diyoruz. Keşke yanılan biz olalım. O yüzden bu konudaki şüphelerimizin bir an önce giderilmesi gerekiyor. Ki bu tür düşünmekten vazgeçelim. Açıkça bizi ikna etsinler. Açık ve şeffaf bir şekilde bunun bir izahı yapılmalı. Yoksa bu şüphelerimiz günbegün artacaktır.