Salgını Fırsat Bilip Bulanık Suda Balık Avlamaya Kalkıştılar!.. Muhsin AKIL

0
177

 

Muhsin AKIL

Türkiye siyasi, ekonomik, teknolojik, toplumsal, askeri, istihbarı ve çok birçok alanda ne zaman yükselişe geçse, olumlu/pozitif adımlar atsa, uluslararası icraatlarıyla uluslararası arenada adından söz ettirse mutlak bu gidişatın önüne geçmek ve engellemek için şaibeler, karalamalar, provokasyonlar, saldırılar alır başını gider… Bütün bunları dışarıdan (yabancı/başkaları) yapsa insan gam yemez ve normal karşılar. Fakat ya içeriden yapılırsa işte o zaman insan kahroluyor!..

Yahu aynı gemidesin, nasıl olur da kendinin de içinde bulunduğun gemiyi batırmaya çalışırsın! Yaşadığın, nefes aldığın, tüm nimetlerinden yararlandığın kendi devletine ve kendi milletine nasıl düşmanlık edersin?! Gerçi tarihte de aynı şeyler onlarca, yüzlerce defa cereyan etmiştir. Tarihe bakıp ibret almak varken tam aksine daha da beter bir şekilde bu denli kendi devletine, kendi milletine, kendi tarihine düşman olmuş bir güruhu hayal bile edemezken maalesef şu içinde bulunduğumuz günlerde aynen yaşayıp görmekteyiz ve şahit olmaktayız.

Tabi ki böylesi bir girişle üstü kapalı vurgulamak istediğim konu şu anda yine gündeme gelen darbe söylentileri. Yine aynı mihraktan zuhur etmektedir darbeye çanak tutan içi boş, asılsız, kof sözler!.. Ana muhalefet partisinde sivrilmiş ve bazı önemli görevlerde bulunan birkaç kendini bilmezin satır aralarına sıkıştırdığı darbe çığırtkanlığı bir anda gündeme bomba gibi düşmesinin getirmiş olduğu toplumsal rahatsızlık ister-istemez medyada tartışılmaya başladı. Evet, hem de öyle bir ciddiye alındı ki her iki taraflı karşılıklı sataşmalar devletin en uç boyutuna kadar sıçradı! Yahu devlet ve millet olarak böylesi (Koronavirüsten dolayı en zorlu) günlerde olacak şey miydi bu?! Darbe çığırtkanları hep böylesi günleri seçerler. Her zaman olduğu gibi Türkiye’nin en zor günlerinde birileri kör kuyuya bir taş atar onlarcası da bu taşı çıkartmak için uğraşır durur…

İsterseniz konuya biraz daha açıklık getireyim. İki kendini bilmez CHP’li diyeceğim; birisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu diğeri Grup Başkanvekili Özgür Özel. İşte bu iki kişi satır aralarına sıkıştırılmış darbe iması açıklamaları ile günlerdir gündemi meşgul etmeyi başardılar. Bir üçüncüsü de var ki o da sözde gazeteci ve yan/komşu mihraktan! CHP Genel Başkanı ne yaptı?! Darbe söylentilerine sert tepki gösterse de aslında bu iki kendini bilmezi uyarması gerekirken bir de arka çıktı. Peki, bu ne yaman bir çelişki diye sormaz mı insan! Kılıçdaroğlu “Yapay gündem” diyerek geçiştirdi. Fakat darbe söylentilerini çıkaranlara dolaylı yollardan sahiplendi! Ne kadar içler acısı bir durum… Gerçi Kemal beyden ne beklenirdi ki… 15 Temmuz’da da aleni ve dolaylı yollardan darbecilere arka çıkmamış mıydı?! Çelişkili ifadeleri ile kafaları bir hayli karıştırmamış mıydı?! Kontrollü darbe sözleri vs daha birçok şey…

11 Mayıs 2020 tarihli Hürriyet gazetesinde Nedim Şener “Türkiye’de son zamanlarda yine bir darbe tartışması yapılıyor. Tüm dünya koronavirüs mücadelesine ve doktorların ne dediğine odaklanmışken, Türkiye’de gündem darbe konusuna dönüştü. Belli ki bir süre daha devam edecek. Ancak ben bu tartışmayı siyasi polemik olarak görüyorum.” diyerek 15 Temmuz Darbesi’ne dikkat çekerek “Darbe Değil Suikast” başlığı altında dünyadan bazı örnekler vermiştir. Mantıklı, isabetli ve tutarlı bir bakış…

Öte yandan gazeteci Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderken Kaçış Yok” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ı adeta merhum Adnan Menderes ile kıyaslayarak darbeyi çağrıştıran ifadeler kullanarak yeni bir fitne tohumu ekmiştir. Ragıp Zarakolu bu yazısıyla sadece toplumu germekle kalmadı aynı zamanda devletin sinir uçlarına dokunmuştur! Cumhurbaşkanı Erdoğan bu gazeteci hakkında hemen soruşturma başlatmıştır.

Gündemdeki darbe çağrıştıranlara yönelik bir cevap da AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi. Bu konuda sert bir açıklama yaparak Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmesini aktararak “Bütün bu gündemlerin Türkiye’yi ana hedeflerinden saptırmaya yönelik. Darbe tartışması Türkiye için lüzumsuz bir gündem olduğunu ifade ederek şunları söylemiştir: “ Kışkırtıcılık yapanlar var. Seçilmiş Cumhurbaşkanı’nı örgüt lideri gibi göstermeye çalışanlar var. Dışarda bir kuruluşun yaptığı rapor içeride belirli kesimler tarafından gündemleştirildi. Aslında Cumhurbaşkanımız bu konularla ilgili olarak bu toplantıda net bir değerlendirme yaptı. Bütün bu gündemlerin darbe tehlikesi hazırlığı varmış gibi gündemlerin Türkiye’yi ana hedeflerinden sapıtmaya dönük bir yaklaşım olduğunu söyledi. Türkiye’nin enerjisini darbe ile meşgul etmek hedeflerinden uzaklaştırmak demektir. TSK’nın içinde demokrasiye bağlı subaylar darbecilere karşı güçlü bir duruş sergilemiştir. Böyle bir gündem yoktur. Darbe tartışması Türkiye için lüzumsuz bir gündemdir. Demokrasiye bağlı bütün kurumlarımız uyanıktır. TSK kendisine verilen görevleri kahramanca yerine getiriyor. Suriye’de büyük operasyonlara imza atıyor. Darbe söylentileri çıkarmak dışarıya bakması gereken devletin gözünü ve aklını içe kapatmaya yönelik bir gayrettir. Devletin bütün kurumları demokrasiye bağlılıklarını gösterdi.” İktidar sözcüsü Ömer Çelik net ve kesin açıklamaları ile darbe söylentilerine noktayı koymuştur.

Eh Cüppeli Ahmet Hoca da her zamanki gibi yine boş durmadı. Darbe tartışmaları ile ilgili görmüş olduğu rüyadan bahsederek rüyasında darbe tehlikesinin olacağını gördüğünü açıkladı. Sonra da darbe söylentilerini çıkartanlara verdi-veriştirdi… Bize de ‘Ah Ahmet Hoca Ah..’ demek düşüyor!..

Yıllardır olduğu gibi yine Türkiye’nin en zor günlerini fırsat bilen darbe heveslilerinin lüzumsuz, içi boş ‘sözleri’ maalesef gündemi meşgul etti!.. Zaten amaçları toplumsal kaynaşmayı baltalamak, kafaları karıştırmak ve kaos yaratmak değil midir?! Amaçlarına ulaştılar! Peki, başardılar mı?! Elbet ki hayır… Artık Türkiye eski Türkiye değil. Artık öyle ulu-orta asılsız, mantıksız, içi boş, lüzumsuz sözlerle ne devleti ne de milleti etkileyebilirsiniz. Bu millet 15 Temmuz’u unutmadı. Darbeler konusunda bilinçlenen bir millet var karşısında. Türkiye’nin en yumuşak karnı oldu ‘darbe’!.. O yüzden bırakın darbe teşebbüsünü darbe söylentilerine bile tahammül edemeyen bir millet ve devlet anlayışı var.

Türkiye Koronavirüs mücadelesi verirken birilerinin bu durumu fırsat bilerek darbe çığırtkanlığı yapması sadece midelerimizi bulandırmıştır. Çamur at izi kalsın mantığı ile hareket eden bu birilerinin yegane gayesi ülkeyi karıştırmak, toplumsal kargaşa çıkartmak, kafaları karıştırmaktı… Başarılı oldu mu oldu! Kısmi de olsa bir süre gündemi meşgul etti. Yani, sadece zaman kaybına yol açtı.  Eskiden olsa tutardı ama o eski Türkiye yok ki şimdi. Bizim asıl akıl erdiremediğimiz bu saçmalıkları gündeme taşıyanların asıl kendilerine (kendi partilerine ve kendi çevrelerine) zarar verdiklerinin bilicindeler mi acaba? Peki CHP bunun farkında mı?! Maalesef, tam aksine bir de bu tür saçmalıkları ortaya atanlara bir de sahiplenerek ödüllendiriyorlar. Peki, CHP içinde rahatsız olanlar yok mu?! Elbette ki var. Fakat asıl irade CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarında…

Biz bile bu tür söylentilerin, iddiaların, içi boş sözlerin lüzumsuz olduğuna inanmamıza rağmen ne yazık ki bu yazıyı yazmak zorunda bıraktılar. Demek ki adamlar çamur at izi kalsın mantığı ile hareket ediyorlar. Bizi bile meşgul ettiklerine göre… Bulanık suda balık avlamak diye bir söz var! Şu anda bu söz böylesi saçmalıkları ortaya atanların üzerine cuk diye oturuyor! Peki, balık avladılar mı? Hayır… Ama kafaları karıştırmayı, mideleri bulandırmayı ve devleti, medyayı meşgul etmeyi başardılar. Yanlarına kar kalır mı?! Elbet ki kalmaz. Herkes ektiğini biçer!.. Hukuki yönden cezasını bulur demek istiyorum.

Türkiye’yi artık darbesiz, huzurlu ve istikrarlı günler bekliyor. Darbeler tarihe çoktan karıştı bile… Bu devlet uyandı, bu millet kendine geldi. Devlet ve millet olarak binlerce yıllık tarihimizin içinden süzülüp gelen asıl öze/mayaya dönüş süreci içinde aydınlık günlere doğru koşar adım gitmekteyiz. 2023 ve sonrası; gelişmiş, müreffeh, kalkınmış, istikrarlı, uluslararası arenada itibarlı, bir o kadar çağdaş/medeni ve tam bağımsız bir Türkiye olarak hedefin artık 2053 olduğu bir sürece doğru gitmekte olduğu daha şimdiden görmekteyiz. Hatta 2071 hayalini de gerçekleştirmek için şimdiden kollarını sıvayan dinamik/aktif genç bir nesil gelmekte…