İtalya, İspanya, ABD, İngiltere, Brezilya, Ukrayna ve Madagaskar’dan Ders Çıkartalım Ya Sabır Türkiye, Az Kaldı, Son Anda Büyük Bir Kâbus Veya Felaket Yaşamayalım!… Tam Aksine TÜRKİYE OLARAK BÜTÜN DÜNYAYA ÖRNEK OLALIM… Muhsin AKIL

0
174

Muhsin AKIL

Değerli okuyucularım, şu anda okumakta olduğunuz yazı için ayıracağınız vakit/zaman üç-beş dakika! Fakat bu yazının sizlerin okuyabileceği aşamaya gelinceye kadar geçen sekiz saatlik süreçte tarafsız bir gözlemle; yazılı(gazeteler), görsel(televizyonlar) ve internet ortamı (sosyal medya) vs. üzerinden dünyadaki ve Türkiye’deki Koronavirüs(Covid-19) salgınıyla ilgili gelişmeleri, sonuçları ve tespitleri analiz ettikten sonra düşüncelerimizi siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Yegane amacımız; dünyayı kasıp-kavuran Koronavirüs(Covid-19) salgını ile ilgili yeni gelişmeleri, olayları, tespitleri siz değerli okuyucularımızla farklı bir bakışı açısı ile sunmak… Tabi ki sizlerin düşünceleri de bizler için çok önemli. Beğeni ve eleştirilerinizi de merak ediyoruz. Yazılarımız okunduktan sonra duygu ve düşüncelerinizi de öğrenmek istiyoruz. Tabi ki takdir sizlerin…

Böylesi bir giriş yaptıktan sonra şimdi geçelim asıl konumuz olan tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs(Covid-19) salgınına…

KORONAVİRÜS (Covid-19) salgını üzerine 2019 yılı ile 2020 arasında birçok olumlu ve olumsuz iddialar, açıklamalar ve tespitler yapıldı. Daha Çin’de adı duyulmaya başladığı anda ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde ciddiye alınmadı. Salgın en çok Avrupa ülkelerini vurmuştu. İtalya ve İspanya başta olmak üzere diğer ülkelerde sağlık sistemi çökme aşamasına gelmişti. Bir tek Almanya olağanüstü ciddiye alarak salgını kontrole almada başarı gösterdi.

ABD Başkanı Trump’ın vurdumduymazlığı, gafları, agresif tutum ve tavırları maalesef bugün ABD’yi zor duruma sokmuş durumdadır. Bilhassa Çin ile girdiği polemiğe başka bir boyuttan bakılabilir. Trump’ın yaptığı kendi ülkesinin halini düşünmeden sürekli Çin’e sataşmak. Peki, bu sataşmalar ABD’ye (ki Trump’a ne kazandıracaktı). Olan olmuş, salgın bütün dünyaya yayılmış, iş işten geçmişti… Sataşmaya, polemiğe, tehditlere değil karşılıklı yardımlaşmaya, salgını bertaraf etmeye ve alınacak tedbirlere yoğunlaşmak gerekmez mi?!

ABD’de eyaletler de bile herkes kendi kafasına göre hareket etmekte. Hatta salgına yönelik kısıtlamalara ve kurallara karşı gelen büyük bir kesim protesto etmek için sokaklara çıktı. Bunlar ABD başkanı Trum’a destek veren guruplardı.

ABD’den sonra salgına dikkat etmeyen ikinci ülke İngiltere’ydi. Fakat İngiltere’deki durum biraz daha farklı… Geç de olsa İngiltere salgını ciddiye aldı, hatasını anladı ve salgına karşı  büyük bir mücadele veriyor.

Öte yandan, salgından büyük yara alan İran da şu anda ne yapacağını şaşırmış durumda. İlk zamanlar salgını görmezlikten gelmişti. Umursamamıştı. Fakat zaman içinde acı gerçeği görüp-yaşadı İran.  Salgınla mücadele de yeni arayışlara girdi.

Şimdi sıra Rusya’ya geldi. Rusya’da da bir panik başladı. Ve diğer Asya ülkeleri de salgının ayak seslerine kulak verip acilen önlemler almaya başladı.

Bugüne kadar salgından dolayı vaka görülmeyen ülkelerde de vaka görülmeye başlayınca dünyadaki diğer irili-ufaklı tüm ülkeler salgına karşı kollarını sıvadılar. Amerika ve Avrupa’da durum bu iken bazı ülkelerdeki şımarıklık, özgüven ve vurdumduymazlık hepimizi şaşırtmıştı. Fakat geç de olsalar onlar da acı gerçeklerle yüz-yüze gelmeye başladılar. İşte bu ülkelerden birisi Madagaskar’dı. Evet Madagaskar Devlet Başkanı Andry Rajoelina dünyayı kasıp kavuran Koronavirüs/(Covid-19)’a karşı bitkisel ilaç geliştirdiklerini bütün dünyaya duyurarak reklam yaptı!  Reklam yaptı derken elindeki sözkonusu bu ilaç şişesiyle boy gösterdi. Madagaskar Araştırma Enstitüsü bilim insanları sıtma tedavisinde kullanılan artemisia bitkisi, yani (pelin otu) dedikleri şifa otundan yapılan karışım sonucu oluşan ilacın adına  “Covid Organics’ koymuşlardı. Oysaki bu gidişat fazla sürmedi… Bugüne kadar MAdagasta’da Koronavirüs’ten dolayı ilk ölüm 16 Mayıs 2020’de gerçekleşti. Şu anda Madagastar’daki toplam vaka sayısı 189 idi, bunların 114’ü iyileşmişti. Madagastar hükümeti bu ilk ölümden sonra olağanüstü hali 15 gün daha uzatmak zorunda kaldı. Dünya Sağlık Örgütü bile başta Madagastar’ı dikkate alarak diyaloğa girse de zaman içinde geliştirilen bu ilaçla ilgili olumlu/pozitif kesin kanıta rastlanmadığı ortaya çıktı.

Yine İngiltere’deki bilim insanlarından insanlığı paniğe sokacak bir açıklama geldi. Şu anda bütün dünyada kullanılmakta olan PCR Koronavirüsten dolayı negatif çıkan sonuçların yüzde 30’unun yanlış olabileceği ile ilgili bir açıklama yapıldı. Yani, yapılan testlere yüzde 100 güvenilmemesi ile birlikte virüs taşıyan kişilerin bu hastalığı daha hızlı yayabilecekleri ifade edildi. Hastalığın bilinen belirtileri arasında ne kadar yüksek ateş, öksürük, kas ağrıları ile birlikte koku ve tat alma kayıpları dikkate alınsa da farklı semptomları da gözönünde bulundurulmalıymış. Sözkonusu yüzde 30 yanlışın sağlıkçıların yapmış olduğu insanı hatalardan kaynaklandığı belirtildi.

Öte yandan yine Çin’deki bir doktorun koronavirüsün neden yayıldığı ile ilgili itirafları ortalığı karıştırdı. Çin’li sağlık danışmanı Dr. Zhong Nanshan Vuhan’daki yetkililerin salgınla ilgili gerçek bilgileri vermediklerini itiraf etti. Yani, yetkililerin salgınla ilgili gerçek bilgileri gizlediklerini açıkladı. Dr. Zhong Nasthan CNN’e yapmış olduğu açıklama şöyle:  “Yerel yetkililerin o sıralarda gerçekleri söylemek hoşlarına gitmedi. En başında sessizliğe gömüldüler ve bence o sıralarda bile çok sayıda enfekte vardı. “O sıralarda bütün dünyada vaka sayısı artarken burada sabit olması şüphe uyandırdı. Halen büyük bir tehdit var. Ülkemiz halen büyük bir tehditle karşı karşıya. Kovid-19’un ikinci dalgası gelebilir. Çin halkının büyük bir kısmı enfeksiyona hazırlıksız çünkü bağışık sistemi düşük. Diğer ülkelerden daha iyi bir durumda değiliz”

Çin’li doktorun bu açıklamaları ister-istemez ABD Başkanı Trump’ı haklı çıkartabilirdi. Fakat böylesi bir bilginin ne kadar doğru olduğu da ayrıca tartışma konusu. Bu doktorun ABD tarafından satın alınmadığını nereden bileceği?! Şayet Çin’li doktorun söyledikleri doğruysa durum daha da vahim. Artık Çin’e olan güvende sarsılır. Ve zaman bütün gerçekleri zaten ortaya çıkartacak. Bekleyip göreceğiz.

Yine medyaya yansıyan haberlerden anladığımıza göre ölüm ve vaka sayılarının azalması üzerine salgınla ilgili tüm tedbirleri büyük oranda kaldırdığını açıklayan Ukrayna’da gece kulüpleri dolup taşmış. Kurallar hiçe salmış. Kimse ne maske, ne sosyal mesafe kuralarını tanımamış. Dahası da var, yakında birçok kapalı yerler de açılacağına göre… Ve Ukrayna’da bu durum daha da vahim hale gelmiş. Ve biz şimdiden diyebiliriz ki Ukrayna’da tehlike çanları çalmaya başlamış.

Daha önce örnek verdiğimiz Madagaskar, Ukyayna’ya Brezilya’yı da ekleyebiliriz. Brezilya devlet başkanı Jair Bolsonara ilk günlerde “Basit bir grip ve ufak bir soğuk algınlığı” deyip geçiştirmişti. Brezilya’da bugün kadar 15 bin 662 kişi Koronavirüs’ten dolayı hayatını kaybetmiştir. Ayrıca ülkedeki vaka sayısı ise 233 bin 511’e yükselmiştir. Brezilya’da sadece bir günde 845 kişi salgından dolayı hayatını kaybetti. Bu da Brezilya’daki durumun vahametini apaçık göstermektedir.

Ve asıl bizim derdimiz Türkiye… Ülkemizde görülen ilk vakadan bu yana devlet olarak olağanüstü bir gayretle her türlü önlem/tedbir ve kuralı tatbik ederek hayata geçirdik. Gerek Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan, gerek Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca ve gerekse Bilim Kurulu Üyelerimiz geçen bu süre içinde öylesine bir mücadele verdiler ki Türkiye dünyaya örnek gösterilebilecek bir duruma geldi. Elbet ki test sayıları her geçen artacak, elbet ki günlük vaka ve ölüm sayaları olacak. Fakat önemli olan test sayılarındaki artış, ölüm ve vaka sayılarında azalış, iyileşmede olağanüstü başarı ve yoğun bakım ünitelerinde yataklarımızın günbegün azalışı… Bütün bunlar sevindirici… Fakat asıl bizi ürküten salgının kontrole alınması ile birlikte gevşeme, esneme ve normal hayata dönüşün başlaması ile birlikte BİZİ BEKLEYEN TEHLİKE!.. Millet olarak, vatandaşlar olarak, devletin ki sağlık bakanlığının, bilim kurulu üyelerinin açıkladığı bütün kurallara harfiyyen uymaktan vazgeçmemeliyiz. Yoksa dünyada örnekleri olduğu gibi ABD, İngiltere, Bazı Avrupa ülkelerindeki durumları yaşayabiliriz! Biz salgının başladığı günden bu yana ne ABD, Ne İngiltere, ne Avrupa ülkeleri gibi yaptık. Tam aksine salgını olağanüstü ciddiye aldık. Halkımızda devletiyle birlikte en itinalı bir şekilde iyi bir süreç geçirdik. Yani, başardık! …başarmasına da asıl iş bundan sonra!..

Tam sonuca yaklaşıyoruz, tam salgın inişe geçti, devlet ve millet olarak bu ölümcül salgından asgari düzeyde ha kurtul-kurtulacağız derken şayet gevşemeyi, normalleşmeyi, rutin günlere dönüşü suiistimal edersek, kendimizi kaybedersek, kurallara uymayı bırakıverirsek maalesef Türkiye’yi daha KORKUNÇ bir SONUÇ bekler o zaman! Yeniden başa döneriz… Bütün emekler boşa gider…

O yüzden tüm millet olarak, tüm vatandaşlar olarak, hep birlikte devletimizin önerdiği, tavsiye ettiği tüm kurallara harfiyyen uymayı aman ihmal etmeyelim. Elbet ki bu durum böyle geçecek değildir. Bakın kış bitti, bahar geldi! Aynen bu salgının da elbet bir gün kışı da bitecek. Baharı da önümüzde…Şimdiden görür gibiyiz…  Bitsin ki tam, köklü bitsin. Gelip-geçici olmasın.

Sonradan pişmanlık fayda etmez. Çünkü şu anda dünyada salgınla başedebilen en iyi ülkelerden biriyiz. Hatta sadece kendi ülkemiz değil, bizden yardım talep eden dünyadaki 150’nin üzerinde ülkeye de tıbbi malzeme konusunda yardım etmekteyiz. Bu yönümüzle de örnek gösteriliyoruz.

Son sözlerim; Türkiye’yi son 20 yılda hiçbir şey durduramadı! Ne darbeler, ne terör, ne ekonomik krizler!.. Bu da gösteriyor ki artık bilinçli, duyarlı, milli ve geleceğe umutla bakan, devletine inanan, milletiyle kaynaşan bir ülke haline geldik. Mademki BİZ BÖYLE BİR ÜLKEYİZ. O HALDE BU BAŞIMIZA BELA OLAN KORONAVİRÜS SALGININI DA YENECEĞİZ. VE ÜLKEMİZ TEKRAR ESKİ CIVIL CIVIL GÜNLERİNE DÖNECEK. BEN GÜNEŞİ ŞİMDİDEN GÖRÜYORUM. AZ KALDI, SABIR BE MİLLETİM, SABIR BE ÜLKEM…