İHA, SİHA ve ŞİMDİ DE AKINCI TİHA… Selçuk Bayraktar: “HAVACILIKTA AKAMETE UĞRATILMIŞ SERÜVENİMİZİN YENİDEN HİKÂYESİDİR” Muhsin AKIL

0
239

Muhsin AKIL

Türkiye’nin medar-ı iftiharı, ülkemizin gurur kaynağı insansız hava araçlarımızı üreten BAYKAR’ın iki önemli ismi, yani Bayraktar Kardeşler (Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar)’dan ve üretmiş oldukları İHA, SİHA ve AKINCI TİHA konusuna girmeden önce geçmişte aynı amaç, aynı gaye için çalışan, Türkiye’nin büyümesi için gayret gösteren, emek harcayan çok önemli mühendislerimizin, bilim adamlarımızın sır bir şekilde öldürülmeleri konusuna değineceğim.

Onları hiç unutmayalım ki bugün BAYKAR, Bayraktar Kardeşler ve Ürettikleri İnsansız Hava Araçları olan İHA, SİHA ve AKINCI TİHA’nın değerleri bilinsin.

Neden böyle bir giriş yaptığıma gelince!.. Çünkü şu anda bahsedeceğimiz Türkiye için çok önemli insansız hava aracını yapan firma BAYKAR’ın genel müdürü ve teknik müdürleri olan Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar’ın amcaoğulları olan Mert Bayraktar bundan tam 12 yıl önce, yani 2012 yılında Sarıyer’deki evinde darp edildikten sonra boğazı kesilerek öldürülmüştü.

Mert Bayraktar da Özdemir Bayraktar’ın şirketinde çalışan bir SİHA mühendisiydi. Elbet ki akla ilk gelen böylesi vahşi bir cinayetteki yegane amaç SİHA’larla ilgili bilgi olabilir!.. Mutlaka bilgi vermediği için önce işkence ve darp ediliyor sonra da boğazı kesilerek öldürülmüş olabilir.

Maalesef Selçuk Bayraktar’ın amcaoğlu Mert Bayraktar da meçhul bir cinayete kurban gitmişti.

Sır ölümler!.. Trafik kazası, intihar ve fail-i meçhul dediler!..

Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, kalkınması için uğraşan, çalışan çok önemli bilim adamlarımızın, mühendislerimizin başına gelenleri daha dün gibi hatırlarız. Çok önemli projeler üzerinde çalışan bilim adamlarımızı birbirinin peşi sıra kaybetmeye başladık.

14 Temmuz 2004 Çanakkakale/Gelibobul’da TÜBİTAK’ta görev yapan 3 bilim adamımız olan Ercan Kuruoğlu, eski devlet bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nun damadı,  Mustafa Aktekin  ‘ulusal güvenlikle ilgili stratetejik çalışmalar yapan bir isim.  Yüzbaşı Yücel Kenter de TÜBİTAK’ın Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile birlikte çalıştıkları bir projede görevli önemli bir isimdi. Bu üç isim TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen gizlilik derecesi önemli korunması gereken bilgilerin olduğu askeri cihazı denemek için Çanakkale’ye gitmişlerdi. Evet, işte bu üç önemli insanımızı bir trafik kazasında kaybettik. Evet, soruyoruz kaza mıydı?!  Meçhul!.. İşte bu üç gen mühendisimiz güvenlik konusunda stratejk araştırma yapmak amacıyla Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen Askeri Kripto Cihazı denedikten sonra Çanakkale’den dönerken bu kaza gerçekleşmişti. Ve ölümleri sır kaldı…

Ve Tarih 2006-2007, ASELSAN’da görevli 3 genç mühendisimiz (Hüseyin Başbilen, Ünsem Ünal  esrarengiz bir şekilde canlarına kıydılar. Birisi aracının içinde bileği ve boğazı kesilmiş olarak, diğeri Eymür Gölü kıyısında başından vurulmuş olarak. Biri de Batıkent’te oturmuş olduğu binanın 6. Katından atlayarak ölüyor.  Bu üç mühendisimiz savaş uçaklarında düst-düşman ayırımı yapan milli bir sistem üzerine çalışıyorlardı.  Maalesef bu 3 mühendisimiz ölümü de medyada intihar olarak yayınlandı.

Ve Tarih 30 Kasım 2007 Isparta-Keçiborlu’da düşen uçakta ölen 57 kişi arasında Boğaziçi ve Doğuş Üniversitelerinde görevli 6 bilim adamımız vardı. Hele aralarında üç kişiden birisi Prof. Engin Arık, Prof.Şenel Boyda ve Doç. İskender Hikmet ile birlikte 3 de genç asistan… Hepsi fizikçi… Bunlar petrole alternatif enerji kaynağı olan ve nükleer enerjinin asıl temelini oluşturan parçacık fiziği konusunda dünya çapında isim yapmış önemli isimlerdi. Türkiye’de rezervi bol Toryum üzerinde çalışıyorlardı. Biliyorsunuz ki Toryum petrole alternatif bir enerji kaynağıdır.

İşte tüm bu olaylar bizlere bir ders olması gerekiyordu. Ve unutulmaması lazımdı. Sadece bu sır ölümler mi daha öncesi de vardı… Biraz daha geçmişe gidecek olursak…

Teknolojide, kalkınmada, silahlanmada yıllarca Türkiye’nin hep önü kesildi. Rahmetli Menderes bir şeyler yapmak istedi idam edil! Rahmetli Erbakan bir şeyler yapmak istedi 28 Şubat ile yine önü kesildi! Rahmetli Özal bir şeyler yapmak istedi ona fırsat vermediler meçhul bir şekilde hayatına son verdiler! Ve 100 yıllık bu süreç içinde ilk defa şu andaki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan bundan tam 18 yıl önce dava arkadaşları ile birlikte bir sevda uğruna kollarını sıvayıp AK Parti’yi kurarak çileli, meşakkatli ve zor bir yola baş koyup yola çıktı.  Yine önünü kesmek istediler, hem de defalarca ama hiçbir zaman başaramadılar.

Allah(cc)’nda yardımı ile kurulan tuzaklar, tezgahlar ve oyunlar hep bozuldu. Çünkü başaramadılar. Ve R. Tayyip Erdoğan AK Parti kısa bir süre içinde iktidara getirdi. Önce Başbakan, Sonra Cumhurbaşkanı oldu. Kendisini ülkesine, devletine ve milletine adamıştı. Son 18 yılda Türkiye’yi uluslararası arenada güçlü, sözü geçen, kalkınmış, bağımsız bir ülke haline getirdi. Fakat oyunlar, tuzaklar, engeller hep devam etti.

Bu sefer FETÖ terör örgütü… Evet tam iki kez denediler. 17-25 Aralık ve 15 Temmuz iki büyük darbe teşebbüsü… Ama yine önce Allah(cc)’ın sonra milletimizin basiret ve feraseti ile bu bela, bu darbe teşebbüsü yerle-bir edildi. Bu sefer kanlı yapmışlardı… 250 şehidimiz yüzlerce gazimiz vardı. Fakat yine başaramadılar. Fakat bu sefer devlet işlerinde emin/güvenilir sadakatli insanlar gerekiyordu. Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan bu konuda çok titiz adım atmaya başladı. Çünkü en güvendiği dava arkadaşlarının bile kendisini yolda bıraktıklarını görünce ister-istemez aile içinde bir arayış başladı. Çünkü devletin emin ellerde olması gerekiyordu. Allah(cc) şu andaki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’a öyle iki damat bağışladı ki ikisinin de alnı öpüle… İkisinin de soy ismi BAYRAK!.. Birisi Albayrak, birisi Bayraktar… Nasıl olsa ikisi de damadı… İkisi de tertemiz, pırlanta, sadakatli, çalışkan, yiğit, mert, cesur… Birine ekonominin can damarlarını (maliye ve hazine) idare etmesi için başına getirdi. Diğerinin havacılığa merakını, devletine sadakatine, devleti ve milleti için bir şeyler yapmak istediğini çok iyi bildiği için önünü açtı… Yani, insansız hava araçları konusunda devlet olarak desteğini esirgemedi… Onlar kayınbabalarını utandırmadılar. Birisi devletin ekonominin can damarı (maliye ve hazine) direksiyonunda başarıdan başarıya koştu… Diğeri de kısa bir süreç içinde 18 yıllık birikimi İHA, SİHA’ya dönüştürerek Türkiye’de bir ilkleri gerçekleştirdiler. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Bahar Kalkanı ve Bugün Libya’da İHA ve SİHA’ların neler yaptığını aleni bir şekilde yaşayıp görmekteyiz.

Ve yıl 2020… BAYKAR (Selçuk ve Haluk Bayraktar kardeşler) 2019 da bu sefer daha ağır tonajlı hem de 5,5 tonluk mühimmat taşıyabilecek insansız hava aracını gerçekleştirmek için kolları sıvamışlardı. Ve yıl 2020 ve başardılar da…

İşte bugünkü yazım BAYKAR (Selçuk ve Haluk kardeşler) ve Mühendis arkadaşları ile birlikte bugün insansız mühimmat taşıyabilen AKINCI TİHA’nın nasıl bir azimle/gayretle gerçekleştirdiklerinin hikayesini anlatacağım.

Çocukluğunda havacılığa çok meraklı olan Selçuk Bayraktar yaşı ilerledikçe hayallerine daha dört elle sarılarak mücadelesini hiçbir zaman bırakmıyor. Selçuk Bayraktar kardeşi Hakan Bayraktar ile birlikte ailece insansız hava aracı üretmeyi kafaya koymuşlardı. Çünkü Türkiye’nin buna çok ihtiyacı vardı. Zaman içinde amaca doğru aşama aşama yaklaşıyorlardı. Bir kere düğmeye basmışlardı. İHA, SİHA başarısı artık onları daha ötesine götürmüştü. Yani, daha büyüğüne, daha imkansızına…

Artık insansız mühimmat taşıyabilen hava aracına… Yani bugün savaş uçaklarının aynısın yapabilen ama insansız olanı… Hem de mühimmat taşıyabilecek olanı…

Selçuk Bayraktar’ın bu konudaki düşünceleri çok önemliydi: “AKINCI ileri teknolojik bir makinadan çok daha ötesi… Bizim için bir ruhu var… O ruh, semalarda hür ve bağımsız olacağımızın milletimizin iradesinin ifadesidir… Havacılıkta akamete uğratılmış serüvenimizin yeniden hikayesidir… AKINCI inşallah milyonlarca saat görev yapacak. Ülkemizi koruyacak. İsminin hakkını verecek. İsmi gibi çevik, kusursuz ve yılmaz bekçisi olacak..”

Selçuk Bayraktar’ın yeni insansız hava aracı olan AKINCI için duygu ve düşünceleri böyleydi. Artık bu duygu, düşüncelerin ki bu güzel hayalin icraata konmasının vakti gelmişti. Ve düğmeye basılmıştı…

Aslında Bayraktar ailesi 1986 yılında işe otomotiv yan sanayi olarak iş dünyasına giriyorlar. Selçuk ve Hakan Bayraktar ilk iş tecrübeleri babalarının yanında geçiyor. Zaman içinde Selçuk Bayraktar’ın havacılığa merakı nedeniyle artık Türkiye’de insansız hava aracı olmadığını gördükleri için böyle bir amaca yöneliyorlar. BAYKAR olarak Ve adım adım ilerliyorlar. 7 kişilik bir ekip bugün 750 kişiye ulaşıyor. Selçuk Bayraktar’ın kendi tabiriyle bundan 18 yıl önce 5 kiloluk bir uçakla uğraşırken bugün 5,5 tonluk bir uçakla uğraşır haline geldiler. Aslında bu alanda derinlemesine tüm teknolojiler üzerine çalışıyorlardı. Bu teknolojileri Türkiye’de kullandıkları gibi aynı zamanda ihraç da etmeye başladılar. Ukrayna ve Katar iki örnek… Yeni insansız hava aracı AKINCI TİHA ile bu teknoloji ile dünyadaki ilk üç ülke arasında olmak…

Onların amacı, Türkiye’yi insansız hava araçlarında dünyada bir numarası yapmak. BAYKAR, Türkiye’yi savunma ve havacılık alanında dönüşüm yaratacak bir ivmenin öncüsü haline getirmiş durumdadır. Türkiye ilklere imza atan ve yüzde 93 yerlilik oranına ulaşan BAYKAR hava araçları alanında dünya çapında en ileri teknolojik sistemleri geliştirmeye devam etmekte…

Projenin gerçekleşmesine son günler yaklaştığında Selçuk Bayraktar “ AKINCI TİHA Projesi’nin Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile birlikte uçuşa hazırladıklarını söyleyerek herhangi bir aksama olmaksızın çalışmaların başarı ile geçtiğinin belirtiyordu.

Yıl 14 Haziran 2019… BAYKAR Milli SİHA Ar-Ge olarak düğmeye basılıyor. AKINCI İnsansız Hava Aracını üretmek için farklı ekipler birlikteliğinde (yani 7 farklı mühendislik) hazırlanan mühendislik tasarımlarını Savunma Sanayi Başkanlığı’nın onayına sunarlar. Ve onay çıkar… Hazırlıklar tamamlanır ve çalışmalara başlanır…

Ve son gün büyük bir heyecan… Artık büyük test günü gelir… Ve nihayetinde AKINCI bu testten başarı ile geçer. Uçak havalanır… Selçuk Bayraktar, Hakan Bayraktar ve tüm ekip büyük bir heyecan içinde… Duygulu anlar yaşanır. Ve ağlayanlar bile nasıl bir başarıya imza attıklarının yegane şahidi olsa gerek…

Selçuk Bayraktar ne kadar sakin olsa da sevinci ve heyecanı yapmış olduğu konuşmaya şu şekilde yansır! Bayraktar’ın son sözleri büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın o meşhur şiirinden mısralar olur: “BİN ATLI AKINLARDA ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK. BİN ATLI O GÜN DEV GİBİ BİR ORDUYU YENDİK”

Türkiye son 18 yıl içinde siyasi, ekonomik, teknolojik, dış politika (uluslararası ilişkiler), askeri, istihbarı, bilimsel ve özellikle milli savunmada nereden nereye geldiğini anlamak için insansız hava araçları konusunda BAYKAR’ın genç, dinamik, çalışkan genç teknik müdürü Selçuk Bayraktar ve Hakan Bayraktar kardeşlerin öncülüğünde gerçekleşen ve Türkiye’nin ilkleri arasına giren Milli İHA, SİHA birlikte şimdi de AKINCI TİHA Türkiye’nin medar-ı iftiharı, gururu, onuru olmuştur.

Yazımı sonlandırırken, Türkiye için onur ve gurur kaynağımız olacak olan AKINCI TİHA’nın belgeselini çeken yönetmenlerini elbet ki unutacak değildik. 2019 yılında başlayan devası bir projenin belgeselin yönetmenliğini Altuğ Gültan ve Burak Aksoy yapmıştır. Belgesel, BAYKAR Genel Müdürü Haluk Bayraktar, BAYKAR Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar ve mühendislik birimleri liderleri kendileriyle gerçekleştirilen röportajlarda yapılan çalışmaları anlatıyor. Aslında bu belgeselle Türkiye’de bir ilk gerçekleşmiş oluyordu. Çünkü bu belgesel, Türkiye’de ilk kez yüksek teknolojiye sahip bir hava aracının geliştirilme sürecini izleyicilerle buluşmuş oluyor.

İşte bu gerçekleşme sürecini BELGESEL haline getiren değerli yönetmenler Altuğ Gültan ve Burak Aksoy’u biz de www.akilbakis.com olarak tebrik ediyoruz. Belgesel 15 ay gibi bir zamanda tamamlanmıştır.