Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Tüm Dünyaya Çağrıda Bulundu!..

0
189

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin en önemli medya kuruluşlarından birisi olan Washington Times’te kaleme aldığı makalesinde bütün dünyaya seslenirken önemli mesajlar verdi. Önce Çuvuşoğlu’nun makalesinde dünyaya vermiş olduğu mesajda neler var kısaca özetleyelim daha sonra makalenin orjinaline geçebiliriz.

(Haber-Yorum: Akil Bakış)

“Dünya eskisi gibi olmayacak. Bu salgın konusunda yıllardır uyarıldık. Salgının karşısında hiç kimse, hiçbir ülke, hiçbir toplum kendisini şanslı görmesin. Salgın büyüdükçe yeni kayıplar eklenecek. Salgının ekonomik bedeli uzun vadeye yayılacak. Salgından dünyadaki bütün hükümetler etkilenecek. Tünelin sonundaki ışığı görmeyi beklemeye gerek yok. Dünya beşten büyüktür! Dünyada en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. G-20’nin almış olduğu kararları destekliyoruz. Uluslararası kuruluşlar, mali destek ve tıbbi teçhizat desteği hususunda etkin bir rol üstlenmeli. Küresel tedarik ağları ve kargo transferleri engelsiz bir şekilde faaliyet göstermeli. Bu küresel salgın döneminde söz konusu risk daha da fazla…  İnsanlara, ekosisteme, ekonomiye ve vicdanımıza çok ağır bedeller ödeten çatışmalara son verilmeli. Bugün ektiğimiz tohumlar, çok yakında apaçık gerçekler olarak karşımıza çıkacak. Milliyetlerinden, inançlarından veya ırklarından bağımsız olarak insanların esenliğine odaklanan, amacına uygun şekilde çalışan uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen, kurallara dayalı bir küresel sistem, dirençli, hesap verebilir ve işlevsel bir ulus devletler ağı, herkese faydalı ve kimseyi geride bırakmayan ekonomiler gerçekliğine ulaşabilecek durumda  olur ve devletler, ülkeler olarak herkes üzerine düşeni yaparsa küresel salgının olumlu bir miras bırakmasını sağlayabiliriz.”

Şimdi de makalenin orijinal halini okuyabilirsiniz.

“İHTİLAFLAR GERİDE BIRAKILSIN, ÇATIŞMALAR SONLANDIRILSIN, DİYALOG ve UZLAŞMAYA GİRİLSİN..”

“Her yıkıcı hadiseden sonra dünyanın bundan böyle asla eskisi gibi olmayacağını düşünmeye eğilimliyiz. Bu sefer dünyanın belirli açılardan değişmesi gerektiği doğru… Dünya tarihi, neredeyse her biri böylesine acılı dönüm noktalarıyla dolu…

Bir küresel salgının bu ölçüde yıkıcı olabileceği konusunda yıllardır uyarılıyorduk. İnsanlığın şiddetli savaşlar, krizler, yerel kırılganlıklar, çöken devletler ve insani acılar içinde yaşayan kesimi daha kötüsünün olamayacağını düşündüğü için mazur görülebilir.

Huzurlu ve müreffeh bölgelerde yaşayanlar ise hiçbir şeyin onlara zarar veremeyeceğini ve şanslı olmayı sürdürmelerinin mukadderatlarında olduğunu düşünebilir. Ancak küresel salgın neyse odur; hiçbir toplum, hiçbir birey ölümcül bir virüsün kendisine erişemeyeceğini ümit edemez. Bu nedenle kendimizi başkalarından, sosyal etkileşimlerin nimetlerinden uzaklaştırırız. İnsanlığın üçte birinden fazlasına evde kalması tembihleniyor ve halihazırda sarsıcı sayılarla yitirdiğimiz yaşamlara ne yazık ki çok sayıda yeni kayıp ekleneceği görülüyor.

Salgının ekonomik bedeli de ürkütücü olacak ve uzun vadeye yayılabilecek. Salgının devletlerin mevcut kırılganlıkları, siyaset ve güvenlik üzerindeki etkileri dünyanın dört bir yanında hükümetleri mutlaka zora sokacak.

Tünelin sonundaki ışığı henüz görmedik ve görmeyi bekleme lüksümüz yok. Bu dönem düşünmek için olduğu kadar liderlik etme ve harekete geçme zamanı

Örneğin Türkiye, sistemin reforma tabi tutulması gerektiğini savuna geliyordu. Bu çabamızı, BM Güvenlik Konseyi’nin günümüz gerçekleriyle bağını yitirmiş oluşumuna atfen ‘dünya beşten büyüktür’ gündemi olarak niteledik, ancak bununla da sınırlı kalmadık.

Yakın çevremizdeki bitmeyen çatışmalarla ve insani acılarla baş etmek durumunda olan ve dünyada en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapan bir ülke olarak, sistemin çalışmadığını zaten biliyorduk.

2008 yılında dünya bu kez ekonomik bir küresel salgınla sarsıldığında, G-20 sendeleyen dünya ekonomisine bir yön duygusu ve dolayısıyla istikrar sağlayabilmişti. Sistem o zaman çalışmıştı. Büyük ölçüde nispeten yeni bir küresel aktör sayesinde…

Bu sefer de ekonomi üzerinde benzer büyük bir etki için hazırlıklı olmalı ve hatta bir yandan gerekli değişiklikleri yaparken, diğer yandan sistemin işlemesini sağlamalıyız. Onları emniyete almak. G-20 liderlerinin bu küresel salgına karşı mücadelede dayanışma içinde olmayı ve küresel ekonominin korunması ile kısıtlamasız ticareti taahhüt ettikleri zamanlıca yapılan G-20 açıklamasını destekliyoruz. G-20’nin üzerinde anlaşma sağladığı önemli tedbirlerden biri, SWAP anlaşmalarının genişletilmesi. Ayrıca Kıdemli Memurlar Eşgüdüm Grubu oluşturulması önerimizin G-20 tarafından benimsenmiş olmasından memnuniyet duyuyoruz. Zira sınır yönetimi ve vatandaşların ülkelerine geri dönmesi gibi konularda yakın eşgüdüm içerisinde hareket etmemiz gerekli. Kanada’ya uygulayacağı usullere dair ön düşüncelerini açıkladığı için teşekkür ederim. G-20, küresel kriz yönetiminde doğru format olduğunu yeniden kanıtlıyor. Fakat münferit çabalar yeterli olmayacak. Küresel bir sınama; başta kamu sağlığı, ardından ekonomi açısından küresel müdahale gerektirmekte.

Bu müdahale sürecinde de uzun vadede uluslararası kurumların ve ülkelerin bu kurumlara verdikleri desteğin yeniden şekillendirilmesi gerekecek. İlgili uluslararası kuruluşlar, mali destek ve tıbbi teçhizat desteği hususunda etkin bir rol üstlenmeli. Kırılgan toplulukların, düzensiz göçmenlerin ve mültecilerin korunması ve bu topluluklara ev sahipliği yapan ülkelerin desteklenmesi, artık daha da önemli…

Küresel tedarik ağları ve kargo transferleri engelsiz bir şekilde faaliyet göstermeli. Pervasızca kullanılan bir politika aracı haline gelen yaptırımlar, insani bir bakış açısı ile değerlendirilmeli. İran’a yönelik olanlar da dâhil olmak üzere yaptırımlar, sadece İranlılara değil, komşularına da zarar veriyor.

Bu küresel salgın döneminde söz konusu risk daha da fazla… Başta Afrika’dakiler olmak üzere en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler geride bırakılmamalı.

Hepimizi ilgilendiren ve küresel bir yanıt verilmesine büyük ihtiyaç duyulan bir konu da insanlara, ekosisteme, ekonomiye ve vicdanımıza çok ağır bedeller ödeten çatışmalara son verilmesi. Bu nedenle uluslararası toplumu Ortadoğu da dâhil olmak üzere ihtilafları geride bırakma, çatışmaları sonlandırma ve ciddi biçimde diyalog ve uzlaşı arayışına girmeye çağırıyoruz.

Herkesin acı çektiği malum ve dünyamız sağlığı için mücadele ederken, jeopolitik rekabet ve siyasi anlaşmazlıklar hiçbir anlam ifade etmiyor. Dünya çapında destek vermek için hepimiz bir dakikamızı ayırırsak, bu çağrı cevapsız kalmaz… Günümüzün liderler kuşağı, küresel salgın konusunda bugün almakta olduğu kararlarla, esasen dünya düzeninin geleceğini tayin etmekte. Bugün ektiğimiz tohumlar, çok yakında apaçık gerçekler olarak karşımıza çıkacak…

Milliyetlerinden, inançlarından veya ırklarından bağımsız olarak insanların esenliğine odaklanan, amacına uygun şekilde çalışan uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen, kurallara dayalı bir küresel sistem, dirençli, hesap verebilir ve işlevsel bir ulus devletler ağı, herkese faydalı ve kimseyi geride bırakmayan ekonomiler gerçekliğine ulaşabilecek durumda olabiliriz. Buna alternatif arayışlar anlamlı olmadıkları gibi hepimize zarar verici nitelikte. Üstelik, eğer bunu gerçekleştirme yolunu seçersek, sebep olduğu bütün ıstıraba rağmen bu küresel salgının olumlu bir miras bırakmasını sağlayabiliriz. Evde ve güvende kalın.”

Yukarıda okuduğunuz Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’nin en büyük kuluşlarından birisi olan Washington Times’te yayınlanan makalesinde dünyayı Koronavirüs salgını ile birlikte diğer tüm tehlikelere karşı nasıl uyardığına şahit oluyoruz.

Geçmiş yıllarda dünyanın süper güçleri tarafından, siyasi ve ekonomik tehditlerle uyarılan, azar işiten, baskı altında tutulan, tehdit edilen  bir ülke konumunda olan Türkiye bugün işte bu süper güçleri, dünyanın bu güçlü ülkelerini artık uyarabiliyor! Tehdit edilen, azarlanan, sürekli uyarılan, boyun eğen bir ülke değil tam aksine uluslararası medeni bir üslup ve dil ile uyaran, akıl veren, nasihat eden bir ülke konumuna geçti. Bu yüzden ülkemizle, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ile birlikte tüm bakanlarımızla birlikte bu makalesiyle bütün dünyayı uyaran Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ile gurur duymaktayız.

Türkiye böylesi bir inanç, azim ve mücadele ile son 20 yıldır bütün engelleri, tuzakları, tehditleri, darbeleri, krizleri, doğal afetler atlatarak bugün dünyanın sayılı ülkeleri arasına girebilmiştir. Hem siyasi, hem ekonomik, hem sosyal hem de uluslararası ilişkiler açısından sözü geçen bir ülke konumuna gelmesi millet olarak hepimizi sevindirmektedir.

Türkiye bugün geçmişte olduğu gibi ne IMF’ye ne de süper güçlerin ayağına gidip yalvaran, el-ayak öpen bir ülke değildir! Türkiye kabuğunu yırtmış, onur ve şerefini kurtarmış, dünyada artık ‘ben de varım’ diyen gelişmiş ve müreffeh bir ülke haline gelmiştir.

Türkiye Suriye iç savaşında asla seyirci kalmamış, savaşın bitmesi, barışın gerçekleşmesi için siyasi, ekonomik, sosyal, askeri her türlü girişimde bulunmuş ve Suriyeli 4 milyon sığınmacıya kapısını açarak şefkat elini uzatmış ve dünyada hiçbir ülkenin yapamadığını yapmıştır. O yüzden de Türkiye sığınmacıları kabul etmede dünyada parmakla gösterilecek bir ülke konumuna gelmiştir.

Türkiye şu anda dünyayı kasıpkavuran, her gün yüzlerce, binlerce ölümlere sebep olan Koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadele ederken de dünyaya örnek olacak davranışlar sergilemektedir.

O yüzden dünyanın birçok ülkesi tarafından takdir edilen Türkiye’ye bu salgından dolayı şu ana kadar 80’in üzerinde ülke kendisine yardımcı olabilmesi için müracaat etmiştir. Türkiye bu müracaatlara seyirci kalmamış elindeki güç ve imkan doğrultusunda müracaat eden ülkelere yardımcı olmaya başlamıştır. Elbet ki önce kendi ülkemiz ve kendi insanımız. Tabi ki daha sonra Türkiye’den yardım isteyen diğer ülkeler. İtalya ve İspanya başta olmak üzere Koronavirüs’ten dolayı mağdur birçok ülkeye yardımlarına devam edecektir.

Ve ülkemizle gurur duymalıyız. Biz de AKİL BAKIŞ internet sitesi olarak, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve bütün bakanlarımızla birlikte ABD’nin en güçlü kuruluşlarından birisi olan Washington Times’te yazmış olduğu makalesiyle dünyaya anlamlı mesajlar veren Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ile de gurur duymaktayız.