…Bugün Bayram… Biraz Da Nostalji… ‘Şer Üçgeni’ Kitabı Üzerine…

0
202

Muhsin Akıl’dan: Şer Üçgeni

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Muhsin Akıl, 1970’li yıllardan itibaren, Konya ilimiz merkezindeki gazetecilik yıllarından itibaren tanıdığım, takdir ettiğim isim ve imzalardan biri, önde gelenidir.

Ankara’da, Anayurt Gazetesindeki yürekli yazılarıyla izlediğim, sonra Orta Doğudan Kuzey Afrika’ya uzanan isyanlar ve derin Dünya Devletinin deşifresi olarak kitaplaştırdığı “Şer Üçgeni” adlı, 504 sayfalık Muhsin Akıl imzalı kitap, merkezi İstanbul’da bulunan Bizim Kitaplar yayınları arasında günyüzü gördü, ilgililerle, okurlarıyla buluştu, buluşturuldu.

Kitabın içindekiler bölümüne baktığımızda, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan isyanların perde arkası ve derinliğindeki gerçeklerden söz edildiği hatırlatılıyor, İçindekiler sayfalarından bazı aktarmalar yapalım Muhsin Akıl, neler yazıyor, neler sıralıyor bakalım:

Emperyalizm ve Siyonizmin dünya üzerindeki egemenliği / Sömürgecilik / Sömürgeciliğin temellerinde yükselen piramit/Emperyalizmin üç ana kuralı ve gönüllü sömürgecilik / Emperyalist ve Siyonist düşüncenin alfabetik izahı / Eski dünya düzeni / Yenidünya düzeni/11 Eylül Terörünün genel kritiği / Yenidünya düzeni önündeki tek engel İslam / Batının teröre bakışı üzerine düşünceler / Derin dünya Devletinin Türkiye üzerindeki etkileri/Türkiye egemen güçlerin oyununu bozdu…

41 nci sayfaya kadar devam eden bir giriş. Uzunca bir giriş anlatımı, yorumların bir araya getirilişi, Muhsin Akıl görüş ve düşünceleri olarak sayfalara aktarılışı.

Muhsin Akıl, şer üçgeninin şifresini; Eski dünya düzeni, Yenidünya düzeni ve Derin Dünya devleti olarak sıralıyor.

Muhsin Akıl Araştırmacı Gazeteci kimliğiyle ciddi konular üzerine parmak basmış. Cesaretli, yürekli adımlar atmış. Sayfa 89’daki Emperyalist ve Siyonist düşüncenin alfabetik izahı başlığı altında verilenlerden:

ABD, Emperyalist ve Siyonist düşüncenin yeryüzündeki en büyük temsilcisidir.

Amerika’daki Yahudi Lobileri bütün güçleriyle İsrail’e türlü desteği vermek için çaba harcıyorlar.

Kitabın arka kapağında yer alanların sonunda; “Muhsin Akıl’ın yıllar süren araştırmaları sonucu hazırladığı elinizdeki ŞER ÜÇGENİ isimli kitap, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan isyanların içyüzünü, Derin Dünya Devletinin Türkiye’yi bölmek ve parçalamak için hazırladığı 100 yıllık projenin içeriğini ayrıntılı bir şekilde deşifre ediyor” la noktamızı koyalım efendim.

 

(http://isakayacan.blogspot.com.tr/2011_08_01_archive.html)

Muhsin Akıl ve 2011 yılında piyasaya çıkan Şer Üçgeni kitabı hakkında yukarıdaki yazısını/yorumunu okuduğunuz Rahmetli/Merhum Prof. Dr. İsa Kayacan’ı 15 Ekim 2014 tarihinde kaybetmiştir. Allah(cc( rahmet eylesin, mekanı cennet olsun diyerek yad etmiş olduk. Evet, Prof. Dr. İsa Kayacan Kimdi?!

İsa Kayacan/BİYOGRAFİ: Şair, gazeteci, yazar. 20 Eylül 1943, Ece köyü / Tefenni / Burdur doğumlu. Kaya Burdurlugil, Mehmet İ. Kayaoğulları adlarını da kullandı. İlkokulu köyünde, ortaokulu Tefenni’de okudu. Liseyi Ankara’da bitirdi. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünden mezun oldu. Ankara Turist Otelde (1961-63), Yüksek İhtisas Hastanesinde (1964-67), Tercüman, Zafer, Adalet, Tasvir (1973), Yeni Tanin, Bugün, Orta Doğu, Başkent, Ankara Ticaret, Türk Haber, Anadolu’nun Sesi (1990, genel yayın yönetmeni) başta olmak üzere değişik gazeteler ile İş ve İşçi Bulma Kurumunda (1970-79) basınla ilgili çeşitli birimlerde çalıştı. Ece (1966) dergisini çıkardı. 1976’da araştırma amaçlı olarak Almanya’ya gitti. TRT ve Orman Bakanlığında danışmanlık görevlerinde bulundu (1979-82), Basın-Yayın ve Enformasyon Müdürlüğünde (1982-93) görev yaparak emekliye ayrıldı.


 

AKŞAM-Kitap – Barış DOSTER (15 Mayıs 2011 Pazar)

Ortadoğu’dan K. Afrika’ya derin devletin deşifresi

Muhsin Akıl, yeni dünya düzeni önündeki tek engelin İslâm olduğunu düşünüyor. ABD öncülüğündeki Batı’nın bunu aşabilmek için yoğun çaba harcadığına, çeşitli entrikalar ve senaryolar ürettiğine inanıyor

dosterb@hotmail.com

Usame bin Ladin’in Pakistan’da ABD tarafından düzenlenen bir nokta operasyonla ölü olarak ele geçirilmesi ve ardından cesedinin denize atılması, herkesin aklına bazı sorular getirdi. ‘Bu operasyon neden şimdi yapıldı? Madem Bin Ladin’in yeri biliniyordu, en yakınındaki adam ABD tarafından devşirilmişti, niçin bu kadar beklendi? Afganistan niye işgal edildi?’ sorularını sordu pek çok kişi. Tüm bunlara yanıt vermek için sömürgecilik kavramını ve emperyalizmin araçlarını, amaçlarını iyi bilmek gerekiyor. Aynı zamanda hem dünyada hem de ülkemizde fazlaca ilgi çeken komplo teorilerini yakından izlemek şart.

Muhsin Akıl da ‘Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya Uzanan İsyanlar ve Derin Dünya Devletinin Deşifresi’ üst başlığını taşıyan ‘Şer Üçgeni’ adlı kitabında bunu yapmış. Kitapta Türkiye’nin büyüdüğüne, geliştiğine ilişkin tahliller fazlasıyla iyimser. İslâm ülkelerinin Türkiye’den ‘ağabeylik’ beklentileri biraz abartılı. Siyasal iktidara yönelik yorumlar da gerçeklerle pek örtüşmüyor. Ayrıca kapitalizm ve dünyada gelişen güç dengeleri üzerine sınıfsal tahlil, iktisadi tahlil, kuvvet tahlili de pek yapılmamış. Ancak, çalışmada Türk aydınlarının  uzun süredir unuttukları, bir kısmının da ağzına almaktan çekindiği emperyalizmin siyasi, iktisadi, askeri, toplumsal,  kültürel, psikolojik araçlarına değinilmesi önemli. Ortadoğu’daki isyanları, halen sürmekte olan Libya’ya yönelik askeri operasyonu emperyalist politikalar kapsamında incelemiş yazar.

Muhsin Akıl, yeni dünya düzeni önündeki tek engelin İslam olduğunu düşünüyor. ABD öncülüğündeki Batı’nın bunu aşabilmek için yoğun çaba harcadığına, çeşitli entrikalar ve senaryolar ürettiğine inanıyor. Tüm benzeri çalışmalarda olduğu gibi kapitalizm, Siyonizm ve emperyalizmi bir bütün olarak ele alıyor ve ‘şer üçgeni’ şeklinde tanımlıyor. Akıl’a göre ABD ve AB, Ortadoğu’daki amaçlarına ulaşmak, yeni dünya düzenini kurabilmek için Afganistan, Irak, Libya üçgeninde bir Ortadoğu Birleşik Devletleri kurmayı öngörüyorlar. Bölgedeki isyanlar da bu nedenle cereyan etmiş bulunuyor.

Muhsin Akıl, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi hayalinin asla gerçekleşmeyeceğini, ABD’nin bir gün kendi içinde parçalanacağını öne sürerken, insanlığın 100 yıllık kış uykusundan uyandığını söylüyor. Afrika’daki halkların Türkiye’yi örnek aldığını savunuyor. Türkiye’nin de gözünü açtığını, üzerindeki kirli elbiseyi attığını, özüne- öz kimliğine döndüğünü, gönüllü sömürgeciliğin pençesinden kurtulduğunu iddia ediyor. Ancak hangi siyasi, iktisadi, bilimsel ve teknolojik araçlarla bunu yaptığımızı, komşularla sıfır sorun derken, neden en sorunsuz komşumuz olan Azerbaycan’la sorun yaşamaya başladığımızı söylemiyor. Füze kalkanının asıl amacını veya açılım politikalarının vardığı noktayı dikkate almıyor. Bu bağlamda Türkiye’ye ilişkin saptamaları biraz niyet beyanı havası veriyor.

Sonuçta Akıl’ın ‘Şer Üçgeni’ kitabı, ekonomi boyutunu göz ardı etse ve Türkiye’ye ilişkin fazlasıyla iyimser yorumlar getirse de, içerdiği komplo teorileri ve Ortadoğu’daki isyanlara getirdiği yorumlarla okunmayı hak ediyor.

( Dr. Barış Doster/Siyaset Bilimci-Yazar dosterb@hotmail.com )

ÖNEMLİ NOT: Yıllar Önce Şer Üçgeni kitabım yayınlandığında Dr. Barış Doster, Akşam gazetesinin Kitap Ek’inde böylesi bir yorum yaparak kitabımızın tanıtımında katkıda bulunmuştu. Dr. Barış Doster’in yorumuna teşekkür ederken eleştirisini de saygı ile karşılamıştık. Şimdi Dr. Barış Doster’in ŞER ÜÇGENİ kitabı ile ilgili yukarıdaki yorumundaki siyah puntolar içine alınmış bölümü üzerinden Türkiye’nin o günlerden bugünlere nasıl geldiğini ve şu anda dünyadaki yerini/konumunu ve gelişmiş ülkelerin Türkiye’ye nasıl baktıklarını hatırlayacak olursak acaba daha ne düşünebiliriz!.. Yani, Muhsin Akıl’ın kitapta yapmış olduğu (ki Dr. Barış Doter’in eleştirdiği) önemli tespitlerinin doğruluğunu teyit etmiyor mu?! Türkiye o günden bugüne (yani 2011’den 2020’ye… aradan tam 9 yıl geçmiş…) siyasi, ekonomik, teknolojik, stratejik, askeri, sağlık, eğitim ve daha birçok alanda dünya devleriyle yarışacak hale gelmedi mi?! Örnek olarak sadece İHA ve SİHA’yı vermemiz bile yeter ve artar diyorum. Tabi ki bu arada Dr. Barış Doster’in yorumunu/eleştirisini bir kenara atmıyoruz ki tekrar saygıyla karşılıyoruz.